Bankadan kurtulmak mı, bankayı kurtarmak mı?


Vatandaş seksenlerde bankerlere kaptırdı parasını, doksanlarda bankalara. Yan gelip yatarak yüksek faiz umuduyla paralarını tefecilerin bankalarına yatıranların sonradan günlerce banka kapılarında kuyruk oluşturduklarını hatırlıyoruz. Bankaların içini boşaltıp kaçanları herkes biliyor, isimlerini anmaya gerek yok.

Üzerinden yıllar geçti. Az çok düzene girdi bankacılık sistemi. Ya da bize öyle geldi. En azından banka boşaltıp kaçan olmuyor. 

Sokaktaki yüz kişiye sorsanız doksan dokuz nokta dokuzu bankasından memnun değildir. Haksız da değiller hani.

Habersiz alınan kredi kartı aidatları,
Hesap dökümü için istenen kağıt paraları,
habersiz çekilen küçük küçük paralar,
dosya masrafları
zorunlu sigorta yapmalar
hesaplardaki küsüratların mudi aleyhine düzeltilmesi (!)
istenmeden gönderilen kartlar, bunlar için kesilen paralar

ve daha sayamadığımız niye kurnazlıklar. Bankada çalışan açık sözlü bir arkadaşınız varsa size ne oyunlar oynandığını anlatır.

Neticede Allah kimseyi bankaya düşürmesin dedirtecek bir durum söz konusu.

Ama bu durumun bir istisnası ve bunu anlamak gerçekten zor. 

Banka Asya için bu durum geçerli değil. Müşterisi çok sadık.

Örneğin, başka bankadan kredi çekip bu bankaya para yatırıyorlar. Yetmiyor evlerini arabalarını satıp bankaya yatırıyorlar.

Amaç ne? 

Banka batmasın.

Şimdiye kadar batan, batacak bankaları hep devlet kurtardı. Vatandaş bankadan dolayı mağdur olduysa devlet bir şekilde vatandaşı kurtarmaya çalıştı. Bunun için kuruldu TMSF. 

Şimdi bu TMSF diyor ki, bu banka biraz riskli ama müşteriler bütün birikimlerini bu bankaya yatırmaya devam ediyorlar. Nasıl anlayacağız bu durumu? 

Banka değil Cami yaptırma derneği sanki.
4 Şubat 2015 Çarşamba

Hiç yorum yok: