Londra günlüğü, nereye gitmeli, nerede yemeli


Dünya'nın en çok turist çeken şehirlerinden biri Londra. Bu kadar insan neden Londra'ya gidiyor merak ettim ve bir bildikleri vardır elbet diyerek ben de gittim. Şehirde ne yenilir ne içilir anlatacağım fakat ilk önce bana ilginç gelen bir kaç noktaya temas edeyim.

Şehir heterojen bir yapıya sahip. İki açıdan. Birincisi etnisiteye göre mahallelere ayrılmış. Hintlilerin yoğun yaşadığı mahalle, Yunan
mahallesi, Çin mahallesi gibi. İkinci olarak, Londra'yı bir kaç bölgeye ayırmışlar (Zone diyorlar). Birinci Zone en elit bölge. Buraya her araç gidemiyor mesela. Aracınızın buraya girmesi için belirli bir ücret ödemelisiniz. Aksi takdirde cezası var. Bu şekilde trafik yoğunluğunu azaltmayı amaçlıyorlar ve başarılı da oluyorlar. 1900'ların başında araçların egzozundan çıkan duman sebebiyle oluşan hava kirliliğinden binlerce insanın öldüğünü dikkate alırsak bugünün araç yoğunluğunu tahmin edebiliriz.
Backingam Sarayı


Dünyanın en eski metrosu Londrada. Şehir içinde en pratik ulaşım aracı metro. Her metro istasyonu girişinde şehrin metro haritası var. Bu haritaya bakarak rahatlıkla istediğiniz yere gidebilirsiniz. 10 kadar hat var. Her biri farklı renklerle gösteriliyor. Metro o kadar derinde gidiyor ki, bazı istasyonlarda merdiven yok. Sadece asansörle dışarı çıkabiliyorsunuz.

Tarihi Londra Otobüsü


Londra'da yaşayanların kayda değer bir kısmı göçmen, çoğunlukla Hintli veya Pakistanlı. Yani İngiliz İmparatorluğunun eski sömürgelerinden çok büyük oranda göç almış ve almaya da devam ediyor.
Picadilly Caddesi


15 milyonluk şehirde tabi üçüncü sayfa olayları çok fazla oluyormuş. Fakat bu olayları gazetelerde görmek neredeyse imkansızmış. Yetkililer bu konuda gazeteleri sıkı denetim altında tutuyorlarmış. Aksi takdirde dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden olma ünvanını kaybeder muhtemelen. Tabi bunlar orada yaşayanların anlattıkları. Doğruluğunu kanıtlamak pek mümkün görünmüyor.
Tower Bridge


En çok ziyaret edilen şehrin görülmesi gereken yerleri hakkında internette tonlarca yazı bulabilirsiniz. Bir de ben benzerlerini yazıp bilgi kirliliğine katkıda bulunmayayım. Fakat yine de kısaca kişisel gözlemlerimi ve tavsiyelerimi aktarayım.

İki katlı otobüslerle 20 pound karşılığında şehir turu yapılıyor. Ama siz bunu tercih etmeyin. Yürüyerek önemli yerlerini görebilirsiniz. İki gününüzü alır.

Şöyle bir yol takip ettim ben yürüyerek. Size de tavsiye ederim.
British Museum: Dünyanın en meşhur ve en zengin müzelerinden. Özellikle Anadolu'dan ve Mısır'dan getirdikleri eserleri görmenizi tavsiye ederim.
Picadilly Caddesi: Çok lüks mağazalar var. Cüzdanınız müsaitse alışveriş için iyi bir yer. Akşam giderseniz daha güzel olur. Her yer ışıl ışıl.
National Gallery: Binlerce resim ve heykelin bulunduğu bir sanat galerisi. Kesinlikle ziyaret edin.
Backingham Palace: Beni içeri almadılar ama olsun. Kırmızı asfalt boyunca yürüyüp İngiltere'nin kalbini görün. Parlamento hikaye. Asıl yöneticiler burada.
Houses of Parliament ve Big Ben: National Gallery'ye çok yakın. İçeri girip parlamento çalışmalarını izleyebilirsiniz.
Westminster Cathedral: Varsa katedral, kilise merakınız burada giderin.
London Eye: Thames nehrini geçince hemen solda. Kime sorsanız gösterir. Yaklaşık bir saatte bir tur atan bu devasa dönme dolaba binin. Binmezseniz sorarlar ve benim gibi rezil olursunuz.
Aquarium: London Eye ile karşı karşıya. 20 pound civarı verdim bin pişmanım. İstanbul'da çok daha iyisi var.
St. Paul Cathedral: Nehir boyunca biraz yürüyüp dördüncü köprüden karşıya geçin, hemen karşınızda.
Tower of London: Katedral'den batıya doğru biraz yürüyün Londra Kalesi karşınızda.
Tower Bridge: Bu da hemen Towar of London'ın yanıbaşında. Dünya'nın en ünlü koprüsü. Yürüyerek karşıya geçin ve bol bol fotoğraf çekin.
Hyde Park: Buraya metro ile gidebilirsin veya iki katlı kırmızı Londra otobüsleriyle. Mutlaka uğrayın. (Sözde) serbest konuşma kürsüsünü burada bulabilirsiniz. Siz siz olun yine de her aklınıza geleni söylemeyin burada. Ne olur ne olmaz.
Bunların dışında ziyaret edebileceğiniz yerler de var elbette. Özellikle müzeler: Imperial War Museum, Victoria and Albert Museum, Science Museum...

Peki Londra'da ne yenir? Marketten aldığınız ekmeğin arasına kaşar peynir, yanında kola.
British Museum


İngiliz Mutfağı duydunuz mu hiç? Duyamazsınız tabi, çünkü yok. İngilizlerin yemek anlayışı çok kolay. Suyu haşlayın içine sebzeleri atın, yarım saat sonra tamam.

Ama İngiliz kahvaltısını duymuş olabilirsiniz. Türkiye'de turistik yerlerde lokantalarda görmüş olabilirsiniz. "English Berakfast: 30 TL" İngiliz kahvaltısı domates, mantar, domuz pastırması, sosis, kuru fasulyeden oluşuyor. Canınız çektiyse kaçırmayın.

Hadi bakalım, Oxford'da görüşmek üzere.

Londra Fotoğrafları:

Big Ben

Londra Otobüsü

Hyde Park'da atlı polisler

London Eye (Dönme Dolap)

Londra'ya has telefon kulübeleri
 
Londra Sokaklarında askeri geçit

Thames Nehri

Tower of London bahçesinde aslan heykelleri

Westminster Katedrali
6 Ocak 2015 Salı

Hiç yorum yok: