Gez dünyayı gör Whitby'i


Önceki yazımda Robin Hood's Bay isimli küçük bir sahil kasabasından bahsetmiştim. Whitby işte bu küçük kasabadan bir belediye otobüsü gidimlik mesafede ve Robin Hood's Bay'in biraz daha büyüğü bir yer. 

Buranın en büyük özelliği Whitby Abbey adıyla anılan manastırı. Bu manastırın kökü 7. yüzyıla kadar gidiyor. Her an yıkılacakmış gibi duran bu yapıyı yakından görmek için 6 pound ödemeniz gerekiyor. Yok ben o kadar ödemem diyorsanız dışarıdan üst katlarını görebilir ve cebinizde kalan 6 pound ile
hemen oracıkta bulunan minibüs dondurmacısından harika bir İngiliz dondurması yiyebilirsiniz.

Ya da şehri tepeden gören bahçesiyle güzel bir cafe var. Kahvenizi yudumlarken özene bezene inşa edilmiş evleri, rengarenk tekneleriyle limanı, şehri çevreleyin yeşil alanları ve Kuzey Denizini izleyebilirsiniz.

Bu manastır Whitby şehrinin batı tarafındaki tepenin üzerinde bulunuyor. Bu tepede aynı zamanda küçük bir tarihi kilise ve çevresinde mezarlık var. Mezar taşlarından birinde Türk ismi yazıyordu. Gurur mu duymalıydım, üzülmeli miydim kararsız kaldığım bir andı. 

Tepenin en güzel tarafı bütün şehri görebiliyor olmanız. Patika yollardan biraz yürüyerek bu tepeye ulaşmanız 15-20 dakikanızı alır. Sonra liman, sahil, plaj ve bütün şehir ayaklarınızın altında.

Esk nehrinin denize döküldüğü yerde kurulu bu liman şehrinde yapılacak en güzel aktivitelerin başında bir tarafında dükkanlar bir tarafında nehir olan işlek caddede yürüyüş yapmak. Yorulunca da "fish and chips" alıp sahilde yemek. Balık yağlıydı, bitiremedim diye üzülmenize gerek yok, martılar buna çok memnun oluyorlar.

Manastırın bulunduğu tepenin karşısındaki tepede bir de müze var. Gidip göreyim şu müzeyi dedim ama ne müzesi olduğunu bile hatırlamıyorum pek. Benden başka ziyaretçisi yoktu. Ama bahçesi mükemmeldi. Görmeye değer.


Bu kasaba, meşhur Dracula korku romanı ile meşhur. Hatta bir de Dracula Müzesi var. Sanırım 2 pound ödeyerek ziyaret edebiliyorsunuz. Sizi biraz korkutmaya çalışıyorlar içeride. Tabi 5 yaşından büyükseniz pek işe yaramıyor.

Yarım günde keşfedilebilecek Whitby, yine de çok güzel bir şehir. Düzenli, temiz, yeşil bir kasaba. Yolunuz düşerse veya yakınlarındaysanız uğramanız size bir şey kaybettirmez. Hatta benim gibi güzel bir gün bile geçirebilirsiniz.

Whitby'de objektifime takılanlar: (aslında bilerek çektim, takılma filan yok)





17 Kasım 2013 Pazar

Hiç yorum yok: