Manchester İzlenimleri; müzeler, futbol ve sanayileşme


Dünya'nın marka değeri en yüksek futbol takımına ev sahipliği yapan Manchester'da hızlı bir şehir turu atma fırsatı bulduk. İngiltere'ye ilk gidişimdi ve tam da tahmin ettiğim gibi yağmurlu ve kasvetli bir hava karşıladı bizi.

Yağmur, gökte kalmakla yere inmek arasında tereddüt ederken biz havaalanından kalacağımız otele gitmek için tren istasyonuna yöneldik. İstasyona varır varmaz trenin kalkacağı platformu sorduğumuz kişi bizden biriydi. Türkler her yerdeydi. Tanıştığımıza memnun olur olmaz tren geldi ve trene bindik. Otele yakın istasyonda indik. Yağmurun kararsızlığı devam ediyordu. Otelin bulunduğu caddeyi birine soralım mı acaba diye tartışırken elinde valiziyle Asyalı genç bir bayan bize adres sordu.
Biz de ona adres sorduk. Böylece ödeştik ve adres soracak bir İngiliz aramaya başladık.

Uzun aramalardan sonra iki sokak yanda duran otelimizi bulduk. Holiday Inn Express isimli bu otelden oldukça memnun kaldık. Yolu düşeceklere tavsiye olunur.

Otele yerleştikten sonra hemen dışarı çıkıp boğazlar meselesini halletmeye çalıştık. Şehrin göbeğinde büyük bir alışveriş merkezi var. Hemen daldık içeri, hava çok soğuk ve tacizkârdı. Giriş katta onlarca ülkenin yemek kültürnü burada görmek mümkün. Küçük küçük büfelerde Hint, Pakistan, Türk, İran, Arap, Kore, Afrika yemekleri satılıyor. Balıktan kebaba, pilavdan sandviçlere kadar farklı yelpazedeki yemeklerin yağ kokuları, baharat kokusuna karışıyordu. Kısa sürede burnumuz bu keskin kokuya alıştı ve ilk gördüğüüz tostçudan kaşarlı tost alıp yanına da çay söyledik.

Manchester sokaklarında akşam turu yaptık. Cumartesi akşamı olduğu için sokaklar çok kalabalıktı. Eğlence mekanlarının önü bir elinde kadeh bir elinde sigara ayaküstü sohbet eden açık saçık kadınlar ve onlara eşlik eden erkeklerle doluydu. Akşam gezisini uzatmayıp otelimize döndük.

Ertesi sabah Manchester müzeleri ve tarihi yerlerini internetten araştırıp yola çıktık. Özellikle gitmenizi tavsiye edeceğim iki önemli müze var: Birincisi John Rylands Kütüphanesi. Aslında burası bir müze, tarihi bir mekan, ilk matbaa makinelerini burada görmek mümkün. Hatta bu aletleri gösteri amaçlı çalıştırıyorlar ve gelen ziyaretçilere de uygulatıyorlar.

İkincisi ise Sanayi ve Endüstri Müzesi: Sanayinin nasıl gelişim gösterdiğini çok açık şekilde görebiliyorsunuz. Yüzlerce yıllık endüstriel ve teknolojik gelişim gözünüzün önünden akıyor. Eski tek pervaneli uçaklardan, ilk motorlara kadar bir çok eseri görmek mümkün.

Aslında Manchester tam bir müzeler şehri. Bir iki günde bitirmek mümkün değil. Müzeler dışında bir çok tarihi kilise ve katedral de var. Futbola meraklıysanız meşhur Old Trafford Stadını görmenizi tavsiye ederim.






4 Eylül 2013 Çarşamba

Hiç yorum yok: