Teknoloji neredeydi, nereye gidiyor? Tahminler, kaygılar vs.


Bu fakir siyah beyaz televizyonları gördü. Telefonun evlerine bağlanması için birkaç sene sıra bekledi. FM mikrofon ile küçük çaplı radyo yayınlarına tanık oldu, 24 saat kapanmayan TV'ler türediğinde cep telefonu hayatımıza girmişti. Bir cep telefonu hattı ile beraber bir memur maaşınını dört beş katı idi. Windows 95'ten yeni yeni Windows 98'e geçiyorduk o yıllarda. İnternete modem sesi ile bağlanırdık. İnternetten alışveriş yapmıştım Migros sanal marketten. Cep telefonu sahibi olduk, taksitle almaya gerek kalmayacak kadar ucuzlayınca.

ADSL ile tanıştık, ev telefonlarını kullanmaz olduk. Dijital fotoğraf makinemiz oldu. Albüm saklama derdi yoktu, masrafsızdı. Atılan her adımı fotoğraflayabiliyorduk. Bilgisayarın evde çok yer kapladığını gördük, monitörler incelmişti ama daha radikal bir çözüm ile kendimize laptop aldık yanında kablosuz fareyle ve kablosuz modem ile. Eski makineye beş para bile vermediler. Mürekkepli yazıcılar yerine fiyatları uygun olan lazer yazıcılar almıştık artık. Tarayıcının ne işe yaradığı bile unutulmuştu gayri. Dijital fotoğraf makinemiz yük olmaya başladı. Öyle ya cep telefonları güzel fotoğraf çekebiliyordu. Kulaklığı takınca mp3 oynatıyordu telefon, radyosu vardı. Hatta otomobilde navigasyon cihazı bile olabiliyordu. Artık adına cep telefonu bile denmemeye başlanmıştı. Akıllı telefon olduydu.

Akıllı telefon iyiydi hoştu da olmuyordu. İnternette rahat gezilemiyordu, küçüktü. Çocukların da ihtiyacı vardı. Tabletimize kavuştuk.

Sonra neler olacak?

Tüm hantallığına rağmen devletin de teknolojiye ayak uydurduğunu görüyoruz. Hastaneler için internetten randevu alınıyor, ilacınızı internete bakarak veriyor eczacılar. Devlet yeni kimlik kartları hazırlıyormuş. Öğrendiğimize göre o kimlik kartları çok amaçlı kullanılabilecekmiş. Kredi kartı olabilecekmiş mesela. Cık, yine geç kaldı devlet. Azizim önümüzdeki on yılda kredi kartını dinozorlar kullanacak. Ödemelerimizi cep telefonlarımız üzerinden yapacağız.

Disketleri hatırlar mısınız? 1.44 mb, dünyayı sığdırırdık onlara. CD, DVD'lerin yerini hafıza kartları, harici harddiskler almıştı ya. Onlar da çekilecek hayatımızdan. Harddiski, CD'yi saklama zahmetine girmeyeceğiz gayri. Bizim yerimize internet saklayacak. Bağlantı hızları artacağı için bir dosyayı internete göndermekle CD'ye yazmak arasında fark kalmayacak. Sanal diskimiz olacak internette. Şimdiden cigabaylarca alan beleş veriliyor zaten. Beleş deyince aklıma geldi. Kimse babasının hayrına vermiyor o beleş mail adreslerini, onlayn harddiskleri. Gırtlağa kadar reklâma batacağız. Belediye otobüslerinde, umumi tuvaletlerin pisuvarlarında epeydir seyrediyoruz zaten reklamları.

Kağıt ve kalemin hayatımızdan çekilmeyeceğini düşünüyorum. Matbu gazeteler, kitaplar yer alacak. MP3 denen icadın müzik sektörüne darbe vurduğu söyleniyor. Müzisyenler bu çağa ayak uyduracak. Müziklerini sitelerden, kliplerini facebook, youtube gibi yerlerden izleyeceğiz.

TV ile internet birbirine hiç bir zaman rakip olmadı. Yine olmayacak. Akıllı TV'ler şimdi internete bağlanabiliyor. TV yayınlarını çok sonradan seyredebildiğimiz sitelerin sayısı artıyor. Televizyonu internetten seyredeceğiz, aynı zamanda interneti TV ekranından takip edeceğiz.

Gelelim herşeyin başı eğitime. Mekteplere bağlanan akıllı tahtalar zaten eski teknoloji idi. Talebelere devlet tarafından dağıtılacak olan tabletler de ihalesi yapılmadan eskiyecek. Şifresi kırılan tabletlerde her türlü "eğitim"i kendisi alacak zıpırlar. FATİH projesinin başlamadan eskidiğini 2020'ye varınca anlayacağız.

Peki bu site ne olur dersiniz? Bu konuda da sizin tahminlerinizi alalım:

24 Ocak 2013 Perşembe

Hiç yorum yok: