Köln, Dom kilisesi ve izlenimler


Almanya 16 eyaletten oluşuyor. Her birinin ayrı başkentleri var. Köln, Kuzey Ren Vestfalya eyaletinin en büyük şehri ama başkenti değil. Bu eyaletin başkenti Köln'e 38 km mesafediki Düsseldorf şehri. Daha sonraki günlerde "Almanya'nın Paris'i" olarak bilinen Düsseldorf'u gezdik. Sırası geldiğinde bu sayfalarda Düsseldorf'dan da bahsedeceğiz.

Köln'ün en kalabalık bölgesi Neumark ile Dom kilisesi arasında kalan bölüm. Buralar bildiğimiz İstiklal Caddesi'ne benziyor. Her tarafta büyük mağazalar var. Almanya'da Türklerin en yoğun olduğu yerlerden biri olduğu için, kalabalıkta yürürken mutlaka Türkçe bir şeyler çalınıyor kulağınıza. İlk önce "Aaa Türkçe konuşuyorlar" diye şaşırdık ama kısa sürede şaşılacak bir şey olmadığını farkettik. Neticede Türklerin Türkçe konuşmasından daha doğal bir şey olamazdı.

Köln


Köln Neumarkt

Sadece Türkler değil, dünyanın her ülkesinden insan var Köln'de. Ugandalı'dan Nepalli'ye, Maori'den Eskimo'ya kadar her millet ve ülkeden insan yaşıyormuş bu şehirde. Tabi en büyük azınlık Türkler.

Çarşı içinde dolaşırken Almanya'nın en meşhur yiyeceğinin tadına baktık. Tadı hoşuma gidince karnımı bununla doyunmaya karar verdim. Evet bu harikulade yiyeceğin adı Berliner. Şöyle tarif edeyim; yumuşacık bir poğaça düşünün, içinde enfes bir reçel var ve dışında pudra şekerinden kalın normal şekerden ince bir şeker tabakası. Yerken elleriniz ve ağzınız şeker oluyor, yapış yapış oluyorsunuz. Ama tadına doyum olmuyor. Yolunuz düşerse mutlaka yiyin. Dom kilisesine giderken sağda bir pastane var. Orada ucuz. Kime sorsanız gösterirler.
Dom Meydanı - Köln


Köln şehrinin simgesi iki kulesi olan Dom Katedrali. Yüksekliğini tam hatırlamıyorum (google'a sorarsanız söyler) ama tam 533 basamaklı. Tıpkı minareler gibi dar, yuvarlak ve dik merdivenleri var. Ezan okumuşluğu olanlar bilir. Aynı merdivenden hem çıkılıyor hem de iniliyor. İki kişi yan yana zor geçiyor. Bu şekilde 533 basamak tırmanıyorsunuz. Arada bir yerde çanların olduğu bölümde biraz dinlenme imkanınız var. Bunun dışında durup dinlenme şansınız yok. Çünkü bir kişinin durması bütün bir kafilenin durması anlamına geliyor.
Dom Katedrali'nin yapımının neden bu kadar uzun sürdüğünün cevabı. Her yeri kabartmalar, heykeller ile dolu.

Dom Katedralinin yapımı 600 yıl sürmüş. 13'üncü ve 19'uncu yüzyıllar arasında bu ibadethaneyi inşa etmişler. Yapımı bu kadar uzun süren bir yapının bakımı da oldukça zor tabi. Dom Kilisesi'nin diğer bir adı da "Tamiratı hiç bitmeyen Kilise" olduğunu biliyor muyudunuz? Bu tarihi yapının bir taraflarında yılın her zamanı mutlaka iskeleler vardır.
Biz oradayken kulenin birine yine bir iskele kurmuşlar resotre ediyorlardı.

Dom kilisesi Unesco tarafından Dünya Mirası listesine alınan eserlerden. Bu yüzden olsa gerek, Alman devleti çok büyük önem atfediyor bu kiliseye ve Köln şehrinin silüetini bozacak herhangi bir yapılaşmaya izin vermiyor. Köln'ün neresinde olursanız olun biraz sağa sola kayarak Dom kilisesini görme imkanınız var. Dom'un tepesine çıktığınızda da şehrin her tarafını görebiliyorsunuz. Yani her şey karşılıklı. Şehir Dom'u, Dom Şehri görüyor.
Dom'un tepesinden Ren Nehri manzarası

İstanbul'un simgesi Sultanahmet silüetini bozan yüksek binaları, Kâbe'nin çevresine dikilen gökdelenleri gördükçe tarihimize ve dinimize olan saygımızın yerlerde süründüğünü rahatlıkla görüyoruz. Kendimizden utanmalı mıyız?
Dom'dan Ren Nehri ve çevresi

Dom meydanı günün her saati kalabalık. Meydanında heykel kılığında insanlar ve insan kılığında heykeller var. Charlie Chaplin, Melek, Şeytan, Kral, Prenses kılığına girmiş heykelimsi göstericiler bir kutunun üzerine çıkıp bekliyorlar. Bunlarla fotoğraf çektirmenin bedeli 1 Avro'dan başlıyor. Ayrıca bu meydanda ve kalabalık sokakların çoğunda sokak şarkıcıları kum gibi. Her köşe başını tutmuşlar neredeyse. Bazıları gerçekten dinletiyor kendini. Hayatımda görmediğim müzik aletleri gördüm ama en ilginci kocaman piyanoya tekerlek takıp gezen sokak şarkıcısıydı. Hülâsa, Köln gezimizde kimse karşılıksız para istemedi.
Heykel gibi duran Charlie Chaplin

Dom Meydanı - Köln


Dom kilisesini gezdikten sonra bir ahbabı ziyarete gittik. Köln'ün Össsendorf semtinde oturuyorlar. Evlerinin hemen yakınında, 300-500 metrekare arasında değişen onlarca bahçeden oluşan bir alan var. Bahçelerden birisini kiralamışlar, bizleri burada ağırladılar. Bu bahçeleri vatandaşlar belediyeden kiralıyorlarmış. Yıllık 150-300 Avro civarındaymış ücret. Bir defa kiralayınca artık siz bırakana kadar orası sizin oluyor, tabi kurallara uymak zorundasınız. Örneğin çit görevi gören bitkileri düzenli olarak budamalısınız, üstelik herkesle aynı boyda. Temiz tutmalısınız, aşırı gürültü yapmamalısınız, yoğun ateş yakıp ortalığı dumana vermemelisiniz.

Bütün bahçeler çok bakımlı ve düzenli. Sizi bu bahçelerin resimleriyle başbaşa bırakayım en iyisi. Anlatmakla olmayacak.













28 Kasım 2011 Pazartesi

Hiç yorum yok: