Almanya'da bir köy; Berzdorf


Berzdorf, Brühl şehrine 4 kilometre mesafede küçük bir kasaba. Köy de denebilir. Tıpkı Brühl gibi Berzdorf da neredeyse hiç değişmemiş. 26 yıl önce bıraktığım gibi duruyor. Yeni yollar, yeni binalar yapılmamış. Belediye otobüsünün hattı değişmemiş. Hatta numarası bile aynı.

Çocukken sık sık 10 phennig atıp yuvarlak renkli sakız aldığımız sakız otomatı bile olduğu yerde duruyor. Tanıdıklara özellikle sordum, makine değişti mi diye. 30 - 40 yıldır aynısının durduğunu söylediler. Ve hâlâ çalışır durumda. Rengi biraz solmuş olsa da hizmet vermeye devam ediyor. Alman mekaniğine hayran kalmamak elde değil.

İşte tarihi sakız otomatı



Evlerin büyük çoğunluğu çok eski. Örneğin 20 yıllık bir ev onlar için çok yeni sayılır. Berzdorf'daki evlerin neredeyse tamamı 1970'lerde de aynıydı. Sadece evler değil, dükkanların, işletmelerin, şirketlerin kuruluşları da çok uzun bir tarihe sahip. Bir çok dükkanın girişinde "Since 1880" "Since 1920" gibi yazılara rastladık.

Türkiye'de bir şehre iki üç yıl sonra gitseniz değişime şaşırırsınız. Yeni yollar, köprüler, kavşaklar ve binalar hemen dikkatinizi çeker. Yeni yeni şehirleşmemizin (medenileşmemizin) bir göstergesi bu değişim. Ama Avrupa yüzlerce yıl önce şehirleşmesini tamamlamış. Ayrıca köyden kente göç gibi bir sorunları da yok. Çünkü bildiğimiz anlamda "köy" yok bu ülkede.

Berzdorf Ana Cadde


Berzdorf'u baştan sona yürüyerek gezmemize rağmen yolda bir ya da iki ihtiyara rastladık. Yollar bomboştu. Ne parklarda oynayan çocuk, ne de yollarda gezen insanlar göremedik. Müze gibi bir kasaba ile karşılaştık. Bakımlı, temiz ama hayat yok. "Belki sadece hafta sonları böyledir, diğer günler biraz daha hareketlidir muhtemelen." diye düşündüm fakat çocukluğum canlandı gözümün önünde. Berzdorf sokaklarında, parklarında koşuştururduk, derenin önüne set yapar yüzerdik, ailecek mantar toplamaya çıkardık. Parklarda mutlaka bir kaç hippi olurdu. Ana caddeden aşağıya, yukarıya insanlar yürürdü. Karşılaştığımız her Türk'ün tekrarladığı o cümle biraz daha anlam kazandı: "Almanya bitti arkadaş!"

Yeri gelmişken belirtelim. Almanya'da yaz aylarında güneşin batışı saat 10'dan sonra. Ama dükkan ve marketlerin tamamı en geç 8'de kapanıyor. Esnaf güneşe göre değil saate göre çalışıyor. Akşam saat 9 gibi örneğin hava aydınlık, her yer günlük güneşlik oluyor ama sokaklar bomboş. Dükkanlar kapalı. Ekmek almaya kalksanız mümkün değil bulamazsınız. Sanırım Batı medeniyeti ile Doğu medeniyeti arasındaki farklardan biri de bu. Biz işlerimizi güneşe göre ayarlarız, onlar saate göre. Bizde esnaf akşam okunmadan dükkanı kapatmaz. Devlet bizde esnafın dükkanını açış ve kapanış saatine karışmaz.

Berzdorf girişi


Hiç büfe veya bakkal yoktu. Berzdorf'da her şeyden sadece bir tane var. Bir benzinlik, bir market, bir 4 yıllık ilkokul, bir kilise ve bir de anaokulu (kindergarten). Kilise çok büyük ve yaklaşık 200 yıl önce yapılmış.

Berzdorf Kilisesi


Evlerin ekseriyeti müstakil ve dubleks. Bir kaç tane 3 katlı apartman vardı. Nazi Almanyasında Askeri karargah olarak kullanılan saray görünümlü bir kaç bina var. Bir ordayken restorasyon çalışmaları vardı. Çocukluğumda bu binalarda Türkler ve diğer azınlıklar (Yunan, İtalyan, Portekiz, Yugoslav...) kiracı olarak oturuyorlardı. Müstakil evlerde genellikle Almanlar ikamet ediyordu.

Berzdorf'da Müstakil bir ev


Ana cadde çok muntazam bir görünüme sahip. Evler boncuk gibi dizilmişler ve çoğunun önünde küçük bahçeler var. Bahçeler ve evler çok düzenli ve temiz, Almanya'nın her yerinde olduğu gibi. En ufak bir çöp, çalı, çırpı görmek mümkün değil. Her yer yemyeşil. Resimlerde de görüldüğü gibi sadece parklar değil, evlerin önleri, yol kenarları, yani her yer çim. Yol boyunca sık sık ıhlamur ağaçları var ve mis gibi kokuyorlar. Bu ıhlamurları Türklerden başka toplayıp çayını içen de yok.

Berzdorf


Bu küçük kasabada dikkatimizi çeken başka bir şey daha oldu. Evlerin hiç birinde demir parmaklık yok. Güvenlik kamerası, alarm gibi teknolojik ürünler de kullanılmıyor. Elinizi uzatsanız pencereye dokunabiliyorsunuz ama en ufak bir güvenlik önlemi alınmamış. Çünkü burada ve Almanya'nın genelinde hırsızlık neredeyse yok gibi. Fakat öğrendiğimiz kadarıyla son bir kaç yıldır az da olsa hırsızlıklar görülmeye başlanmış. Bazı Balkan ve Demirperde ülkelerinin AB'ye katılmasıyla buralardan hırsızlık, dilencilik gibi bazı meslek erbabı insanlar buralara göç etmişler. Şimdilerde sadece Almanlar değil Türkler bile bu gibi ülkelerin AB'ye alınmasına veryansın ediyorlar.

Bu ev kasabanın biraz dışında kalıyor ve sahibi tavuk çiftliği sahibi zengin bir adam. Ama ne güvenlik kamerası ne de demir parmaklık yok.


Berzdorf'dan sonra akşama doğru Badorf'a bir tanıdığı ziyarete gittik. Burası da Berzdorf gibi küçük bir kasaba. Al Badorf'u vur Berzdorf'a. Fark yok.

Ertesi gün Brühl'deki sarayı ve bahçesini gezdik. Sonraki yazıda bu tarihi ve doğal güzelliği fotoğrafları ve açıklamalarıyla beraber bulabilirsiniz.

Berzdorf Resimleri








Berzdorf'daki okul (Katholische Grundschule BrigidaschuleAddress)






20 Kasım 2011 Pazar

Hiç yorum yok: