Almanya gezisi ve ilk izlenimler, Brühl Şehri


Bizi karşılayan babam ve arkadaşıyla Brühl'de kalacağımız eve geçtik. Bir kaç saat dinlendikten sonra sabah 9'da şehri gezmek için evden çıktık. Çıkar çıkmaz ilginç bir olayla karşılaştık. Yaşlı bir teyze eline küçük bir bıçak almış, diz çöker vaziyette kaldırım taşlarının arasındaki otları kesiyor. Henüz boyları bir kaç santim olan otları parmaklarının ucuyla toplayıp bir poşete dolduruyordu. Ne yaptığını sorduk. Teyze erken kalkmış, kendi sokağındaki otları yolmuş, bu ikinci sokakmış. Otlar biraz daha büyürse böceklere yuva olur evlere girebilirlermiş. Teyzenin işi çok tabi. Meşgul etmedik, yola koyulduk.

Yaşlı teyzenin üzerinde çalıştığı kaldırım.


Onlarca yıllık ama hala sapasağlam ve şık evlere bakarak giderken biraz hızlıca yürümüşüm. Çocuklar arkada kalınca bekleyeyim dedim. Sonradan farkettim, meğer yaya geçidinin tam önünde bekliyormuşum. Bir kaç araba da ben "belki" karşıya geçerim diye beklemeye başlamışlar. Trafik ışığı yok, sadece beyaz çizgiler. Öylece bekliyorlar. Korna çalan da yok. Zaten Almanya gezisi boyunca hiç korna sesi duymadık. Farkettiğimde geçmeyeceğimi ve özür dilediğimi işaret ettim. Şöförler gülümseyerek baş selamı verip geçtiler.

Evet, karşılaştığım bütün Almanlar çok kibar, mutlu ve sabırlı. Kimsenin acelesi yok. Ayrıca, Brühl'de gezerken farkettim ki insanların çok büyük bir çoğunluğu yaşlı, çok az genç var. Nadiren çocuğa rastladık. Çok büyük ve düzenli bir huzur evini geziyormuş hissine kapıldım.

Maşhur Brühl Evleri (ya da ben meşhur edeceğim)


Ana caddeye geldiğimizde, çok sayıda "Brühl" yazılı mavi bayraklarla caddenin donatıldığını gördük. Meğer Brühl belediyesi (şehri) kuruluşunun 716. yılını kutluyormuş o günlerde.

Brühl Ana Cadde. Solda Öz Antep Kebabçısı dikkatinizi çekmiştir.


Brühl Ana Cadde


Bir tanıdığa rastladık yolda yürürken, bizi bir Cafe'ye götürdü ve kahve ısmarladı. Kahve harikaydı. Almanya'ya yolunuz düşerse sütsüz nescafe içmeyi ihmal etmeyin. Ben sonraki günlerde, gezerken sık sık kahve molası verdim. Çayı çok sevmeme rağmen pek aramadım. Kahve çayın yerini aldı.

Brühl'de iki küçük Türk turist


Almanların önemli bir özelliğini daha belirteyim bu arada; neredeyse hiç su içmiyorlar. Her yerde "Kahve" haneler var. Özellikle gençler ellerinde meşrubatla geziyorlar hep. Kola, gazoz, maden suyu, enerji içeceği, bira... Marketlerin içecek reyonları Türkiye'deki ortalama bir marketten daha geniş bir alan kaplıyor. Ama sade, bildiğimiz su bulmakta zorlandık. Maden suyu ya da gazoz almışız bir kaç kere.

Otobüs bekleyen Alman gençler. Kaldırımlara bal döküp yalamıyorlar ama evlerindeymiş gibi rahatlıkla yerlere oturuyorlar.


Brühl'de iki önemli yer var mutlaka görülmesi, gezilmesi gereken. Birisi Brühl Sarayı, diğeri Phantasialand (Eğlence Yeri). Sonraki yazılarda resimlerini de ekleyerek buralardan bahsedeceğim.

Kalın sağlıcakla.
19 Kasım 2011 Cumartesi

Hiç yorum yok: