Hayvancilik desteklemeleri kaldirilmali, sebzecilik desteklenmeli


Asrımızın en büyük belalarından biri obezite. Amerika'da yetişkin insanların 26.7'si aşırı şişman yani obez. Avrupa ülkeleri bu konuda Amerika'yı yakından takip ediyor. Ülkemizde durum nasıldır, bilemiyorum. Lakin tüketim körüklendikçe, atıştırma, ayaküstü yemek kültürü yaygınlaştıkça bizim de Amerikalılara benzeyeceğimiz aşikar.

Sigaradan kaynaklanan hastalıkların sosyal güvenlik dışına çıkarılacağına dair haberler çıkmıştı yakın zamanda. Yine yakın zamanda lokantalarda tuzluk bulundurmanın yasak olacağı haberi vardı. New York restaurantlarında tuzluk yokmuş. Bunlar yapılırken evvela sosyal güvenlik düşünülüyor. Sağlıksız vatandaş demek sosyal güvenliğin zarar etmesi demektir.

Son birkaç aydır et fiyatlarının aşırı yükselişi söz konusu. Eti ucuzlatmak için hükümetin elinden geleni yaptığı söyleniyor. Canlı hayvan ithali, hayvancılık için hibe, faizsiz krediler...

İlla ekonomi okumaya gerek yok, arz talep dengesizliği fiyatları yükseltir. Bu kadar çok et yemesek nasıl olur? Zaten az mı yiyoruz diyenler çıkabilir? Bir kamyoncu durağında günde 10 ton et gittiğini bizzat sahibinden duydum. Çarşıda, Kızılay'da karnınız acıktı diyelim. Sulu yemek yiyebileceğiniz, sebze yemekleri yiyebileceğiniz lokanta bulabilecek misiniz? Her taraf dönerci, kebapçı, ızgaracı... Patatesli, havuçlu tas kebabı bile bulmak zor. Sadece Kurban bayramlarında yesek? Böylesi sosyal güvenlik için de iyi olmaz mı?

Sadece üreticinin desteklenmesi yetiyor mu? Tüketici, aracı da desteklenmeli. Mesela devlet sütten hiç KDV almasın? Sebze ve meyvedeki KDV oranını düşürsün. Salata, meyve, sebze, balık lokantaları açmak isteyenleri desteklesin, vergi indirimine gitsin.

Bu kadarlık fikir yetsin, aslında daha çok var da nasıl olsa dinleyen çıkmaz, çenemizi yormayalım.

İlgili yazılar
Tarım ürünleri sigortası
Tarım desteklemeleri
İyi tarım sertifikası
7 Aralık 2010 Salı

Hiç yorum yok: