Öğretmenevleri, devlet misafirhaneleri, tatil ve eğlence anlayışı


Türkiye’de her kuruma ait oteller, misafirhaneler, evler, dinlenme kapları var. Buralardan o kurumda çalışanlar ve aileleri faydalanırlar. Devlet Su İşleri’nde çalışan bir memur ailesiyle başka bir şehre gittiğinde oradaki DSİ misafirhanesinde rahatlıkla konaklayabilir. Başkaları da bu özel konaklama merkezlerinde kalabilirler ama her zaman öncelik o kurumun çalışanına aittir. Bunun bir istisnası vardır Türkiye’de. Evet, herkesin bildiği gibi Öğretmenevlerinden bahsediyorum.

Memurlar içinde en çok çalışana sahip kurum Milli Eğitim Bakanlığıdır. Yüz binlerce öğretmen var Türkiye’de ve doğal olarak her ilde ve hatta en küçük ilçelerde bile öğretmen evleri vardır. Ama az önce bahsettiğimiz öncelik öğretmenlere pek uygulanmaz. Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde yaz aylarında öğretmenlerin buralardaki öğretmenevlerinde konaklamaları çok zordur. Ya doludur, aylar öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekir, ya da çok pahalıdır.

İkinci ve daha önemli bir sorunu vardır bu öğretmenevlerinin. Öğretmen; adı üzerinde öğretir ve eğitir. Kimi eğitir? Toplumu, herkesi, o ülkede yaşayan herkesi eğitir. Sadece öğrencileri değil, öğrencilerin velilerini de eğitir. Onlara sadece “kuru bilgi” vermez, eğitmenlik görevi ve sorumluluğu da vardır. Ama böyle bir sorumluluğu olan öğretmenlerin “evleri” meyhaneden, gazinodan farksızdır. Nerdeyse her öğretmenevinde içki su gibi tüketilir. (Bazılarında alkol yasaktır, bulundurulmaz, içilmez). Her akşam canlı müzik eşliğinde dağıtır “meyhanelerin” müdavimleri. Müdavimler demişken, sadece öğretmenler gitmez oraya. Belki öğretmenden başka herkes gider.

Sadece canlı müzikli, içkili restoran olarak kullanılmakla kalmıyor, bütün vatandaşların ucuza kiralayabilecekleri düğün salonu olarak da hizmet veriyor bazıları. Yaz olunca her gece çoğu beceriksiz yerel müzisyenlerin bağırtısını dinlemek zorunda kalıyorsunuz. Öğretmenevlerinin şehir içinde olduğu düşünülürse halkı rahatsız eden kurumun öğretmenevi olmasının bütün öğretmenler ve Milli Eğitim camiası için ne acı olduğu ortadadır.

Küçük yerlerdeki öğretmenevleri de mahalle kahvesinden farksızdır. Kumar oynanır, içki içilir. (İçilmeyen yerlerde olabilir tabi) Alkol almak isteyenlerin ilk tercihidir. Çünkü piyasaya göre ucuzdur, bu yüzden tercih sebebidir.

Geçenlerde üniversiteye giriş sınavı oldu. Muğla’da ikamet eden son sınıf öğrencisi bir kızcağızın sınav yeri İzmir’de bir okul olarak belirlenir. Ailesi sabah erkenden kalkıp İzmir’e gitmeyelim, akşamdan gidelim kızcağız uykusunu alsın rahat rahat girsin sınava diyerek İzmir’e gider Cuma akşamı. Babası öğretmen olduğu için öğretmenevinde kalmaya karar verirler, ama bin pişman olurlar. Gece geç saatlere kadar canlı müzik eşliğinde eğlenir vatandaş. Üniversite sınavına sabah girecek olana kızcağız gürültüden uyuyamaz bir türlü, strese girer, nerdeyse bütün gece uykusuz kalır. Sınavının nasıl geçtiğini ailesi soramaz bile.

Bakanlığın bu sorunu acilen çözüme kavuşturmasını ve öğretmenevlerinin o şehrin en kültürlü ve nezih ortamı hale gelmesini temenni ediyorum.
1 Temmuz 2010 Perşembe

Hiç yorum yok: