Starbucks izlenimleri ve iş başvurusu


Aşağıdaki satırlar bir markanın reklamını yapmak veya bir markayı yıpratmak amaçlı değildir. Sadece şahsi izlenim ve intibalardır.
Cumartesi günü Ankara'dayız, Kızılay'da Bakanlıklar istikametine doğru yürüyoruz üç arkadaş. Hafiften yağmur çiseliyor, üşütmeyen bir de soğuk var. "Gelin size Mc Donalds'ta kahve ısmarlayım, ben oranın kahvesini severim" dedim. Uzun boylu arkadaş itiraz etti: "Şimdi orada bissürü zıpır liseli vardır, bizi çoluk çocuğun içine sokma!" Haklı bir itiraz. "Madem öyle, en yakındaki Starbaks'a kadar gidelim, kahvesi iyiymiş."
Az evvelki cümlede yazdığım gibi okunuyor sanırım gideceğimiz kahvecinin ismi. Önceden ismini duymuştum, müşteri memnuniyetine önem verdikleri kalmış aklımda. Pahalı bir mekan olduğunu da sanırım Ekşi Sözlük'ten okumuştum.
Gelelim Starbucks'a dair intibalarımıza.
Meşrutiyet Caddesi'nde imiş bize en yakındaki dükkan. Dükkanın ön kısmında yani dışarıda birkaç masa var, sigaradan kurtulduğum için iç veya dış mekan fark etmezdi benim için. Dışarıda boş masa yok, kapının solundaki masaya yaşlı, top sakallı, entelektüel görünümlü bir amca oturmuş. Üzerindenki paltosuna, kaşkoluna bakarak hali vakti yerinde diyebiliriz. Emekli bir diplomat olmasa bile emekli bir müsteşar olabilir. Lafın gelişi amca diyoruz, dedem yaşında kendileri, bacak bacak üstüne atmış, yaslanmış arkasına; maziyi düşünüyor. Yan taraftaki masalarda amcanın emsali nineler var. Onların yanında gençler... Delikanlı bacaklarını açarak oturmuş sandalyeye, genç kızı çekmiş iyice kendisine, kızın yanaklarını okşuyor. Gençlik ne güzel, orman ne güzel ne güzel...
Vardık içeri, bir Allahın kulu buyur etmiyor, biz alışmışız "Hoş geldiniz efendim, buyrun" denilmesine. Epey bir bocalamadan sonra güvenlikçiden self servis olduğunu öğreniyoruz. Haydi... Bu self servise de oldum olası alışamadım. Ya kardeşim ben beceremiyorum garsonluğu...

Neyse siparişlerimizi söyledik, biri orta boy, diğerleri küçük boy üç sütlü kahve... 12.50 TL tuttu, fazla da pahalı değilmiş. Kasadaki görevli isim istiyor, şaşırıyorum. Sertçe "Hayırdır?" diyorum. Altı üstü bir kahve içeceğiz, şeceremi, sülalemi sormaya ne lüzum var demeye getiriyorum. Benden önce siparişini veren aşırı makyajlı bayan aynı sertlikte bakıyor bana. Ahanda, sosyeteye rezil olduk. Görevli kişi kibarca izah ediyor, siparişler karışmasın diye bardaklara isim yazılıyormuş. Bu self servisin iyi birşey olmadığını söylemiştim azizim.

Bardaklarımız teslim ediliyor, karşıdan şeker vs. alabilirmişiz. Mekan daracık. Elimizde kocaman bardaklar, şekerin süttozunun olduğu dolabın önündeyiz. Eee, nereye oturacağız, girişte yer yok, dışarısı dolu gençler ve ihtiyarlarla. Arkadaşlar seçin, aşağısı yukarısı...? "Alt katlar her zaman daha tenha olur." İniyoruz aşağıya, tenha ama boş masa yok, koltuklara yayılmış millet. Masalarda laptoplar, tektük kağıt bardaklar... Sereserpe vatandaş, adamın biri -ortalık loş olduğu için ve rontçu muamelesi görmeyeyim diye dikkatli bakamadığımdan yaşını tam kestiremedim, yoksa delikanlı derdim.- bağyanın kızıl saçlarından yapışmış, kafasını geriye atmış, dilini ağzına sokmak üzereyken ben kafamı çevirip geri döndüm. Çoluk çocuk okuyordur... Densizlik... Yersizlik... Canım ne var bunda to make love işte...

Konu dağılmasın, burası dolu. Hadi yukarı... Üstadım kaaveler soğuyo... Buraya gelmek kimin fikriydi... Giriş kattayız tekrar. Dışarı bakalım, emekli diplomat olmayan amcanın kalkacağı yoktu, belkim gençler kalkmıştır. Cık, hemen şuracıkta oturan kulaklığını takmış, önündeki laptopa kafayı gömmüş küpeli delikanlı da kalkacağa benzemiyor.

Kızılay caddelerini adımlayarak yudumlayacak değiliz soğuk kahvemizi. Haydin yukarı çıkalım... Mı? Yok mu burada, bi görevli! Güvenlikçi kardeş, senin işin değil biliyoruz da bi yardımcı olsan. "Yukarıda boş bir masa vardı, iki dakika önce." Çıktık yukarı, buz gibi oldu kahve. Yenice boşalmış bak en uzaktaki masa. Devrilmiş bardaklar duruyor üzerinde. Olsun olsun, oturalım.

Starbucks'ta elaman olmak

Birazdan temizlik elemanı -garson desek garson değil, komi denebilir belki- geliyor. Kibar, nazik bir dille özür dileyerekten boşları topluyor masadan. Belli ki iyi eğitim veriyorlar. Lakin yetmiyor, bu ne kardeşim! Böyle garson mu olur, nedir bu sakallar? Sen ortaçağ papazı mısın! Hizmet sektörlerinde çalışanların saat dışında herhangi bir aksesuar takmaması gerektiği, saçının sakalının şeklinin şemalinin mühim olduğu -en azından bizim memlekette- öğretilmedi mi Starbocks'a. Boş bardakları alıp gitmekle iş bitmez ki, niye silmiyorsun şu ufacık masayı... Kahve lekelerini görmemiş olamazsın, belli ki bezin yok.

Biz mi çok konformistiz? Daracık masaya nasıl da sığdırıyorlar dizüstü bilgisayarı. Üst katın tavanı çok alçak, uzun boylu arkadaşın kafası değiyor tavana. Neredeyse sırt sırta oturuyor burada insanlar. Hemen arkamdan şapur şupur sesler geliyor. Kahve içerken çıkan höpürtü sesleri değil bunlar, to make love işte güpegündüz ve herkesin içinde.

Kahveleri içmek fazla vaktimizi almadı. Ortam bize göre değil fazla oturamayız zaten. Bi tuvalete gideyim. Alt katta tuvalet. Ne!!! Koskoca Starbuks'ta bi pisuvar bir de alafranga tuvalet mi var? Bu koku ne böyle, hiç mi temizlemezsiniz burayı? Sıra beklerken bu kokuyu çekiyoruz.

Uzun lafın kısası Starbuck'un bir kahvesi güzeldi, soğuk da olsa güzel kahveleri var. Bir daha gidersem eğer...

Starbuck İş Başvuru Formu

Dükkanın duvarına broşürler asmışlar, hepsinden birer tane aldım. Broşürlerden biri kariyer üzerine. Starbucks'ta çalışmak isteyenler için Barista (Servis Elemanı),Vardiya Süpervizörü, Mağaza Müdürü ve Müdür Yardımcısı gibi pozisyonlar varmış. İş başvurusu yapmak için ya en yakın Starbuck'a kadar gidip bir form alıp doldurabilir ya da başvurunuzu internet sitelerinden yapabilirsiniz. Yukarıda anlattıklarımızdan Starbucks Coffee'de çalışmanın rahat olacağını çıkarılabilir. Kıl müşterilerden birini -bu ben oluyorum- nasıl olsa kaybetti, siz yine de gizli müşterilere dikkat edesiniz.
Diğer iş haberleri
İş ve eleman bulma siteleri
Moğolistan iş baş vurusu
Koçtaş İş Başvuru Formu
1 Mart 2010 Pazartesi

2 yorum:

Kumru Kermen dedi ki...

Mağazalarımızda farklı profillerde birçok misafirimizi ağırlamaktayız. Hedefimiz, tüm misafirlerimize kendilerine özel ve keyif
alacakları Starbucks Deneyimini kusursuz olarak yaşatmak. Bunun için, en iyi kahve çekirdekleri ile hazırlanmış içeceklerimizi, misafirlerimizin damak tadına göre kişiselleştirerek, kendilerini en rahat hissedecekleri, iş ve evlerinden sonra “3. adresleri” olarak tanımlayabilecekleri bir ortamda sunmak için çalışıyoruz.

Kızılay mağazamızda yaşadığınız deneyimden memnun kalmadığınız için üzgünüz; geri bildirimlerinizi bölge müdürümüz ile paylaştığımızı ve takibinin yapılacağını bilginize sunarız. Sizi mağazalarımızda tekrar görmeyi ve daha keyifli bir deneyim yaşatabilmeyi umuyoruz. Geri bildirimleriniz ve ilginiz için teşekkür ederiz.

Saygılarımızla,
Kumru Kermen
Asistan Marka Müdürü - Müşteri İlişkileri
Starbucks Coffee Türkiye

ikraarslan dedi ki...

Yukarıdaki yazının sahibi olan beyfendiye aynıy le katılıyorum. Çünkü bahsi geçen iki arakadaştan birisi ve olayı yaşayanlardan biri bendim.Evet bir işletmenin müşterilerini rahat ettirebilecek her türlü konforu vermeye çalışması elbetteki sattığı veya pazarladığı ürün kadar elzemdir.Ancak İnsanların evlerineden ve işyerlerinden sonra 3.adresleri olmaları adına bu denli sergüzeyşt olmaları pek kabullenilir bir şey değil doğrusu.Zİra her türlü rahatlığın ve özgürlüğün bir sınırı vardır.sıradan bir mekanda sıradan bir kahve içmenin katı ile fazla parasını vermeye muktedir olan insanların çevreye bu denli görüntü ve ses kirliliği yaymalarına hakları olmadığını hele hele bunun sizin mağzanızda hiç olmaması gerektiğini siz mağaza sahiplarinin izin vermemelerini ve bunu da o insanları kırmadan usulünce yapabilecek bilgi ve beceriye sahip olduğunuzu kabul ve ve bu ince nüansa ilginize teşekkür ederim.